|
|
HAVRAN
EVLERİ
OSMANLININ
GİZLİ
HAZİNESİ
Haber: Arkeolog Nihat GÜVEN
Fotoğraflar: Turhan SİLCAN
21.yüzyıl
başındaki Havran, kentleşme adına hızla betona gömülüyor. Modernsizim
adına kendimizi kaptırmış olduğumuz beton mağaralarda yaşama çılgınlığımız
şu anda Edremit Körfezi’ndeki en yoğun ayakta kalan 18.yy ve 19.yy
Türk yapılaşmasını teker teker yok ediyor. Havran’ın elindeki hazineyi
görmesi ve sahip çıkması gerekiyor. Sadece Cumhuriyet Caddesi’nin
etrafındaki sokaklarda halen ayakta olan onlarca eski ev var. Bir
de bunlara 19.yy içinde inşa edilmiş olan ticarethaneler ve fabrika
binaları eklenince bölgedeki kültür varlığı açısından Havran önemli
bir örnek haline geliyor.
Dedelerimizin bir zamanlar çocukları ve onların
evlatlarıyla birlikte yaşadığı, bizim artık tarihi romanlarda okuyabileceğimiz
ahşap ve kerpiçten inşa edilmiş cumbalı evler; ikinci katlarındaki
yaşama alanlarıyla ve avlunun etrafındaki ağılları, depoları ile zamanın
tüm zorlamalarına rağmen çatlaklarıyla ve yer yer dökülmüş sıvalarıyla
içlerindeki yeni konuklarına barınak oluyor.
11.yy’dan beri Anadolu topraklarında gelişimini gösteren, 15.ve 16.yüzyıllarda
zirve noktaya ulaşan Anadolu Türk ev mimarisinin bölgede kalmış olan
bu temsilcileri, içlerinde keşfedilmeyi bekleyen bir dünya barındırıyorlar.
Bunların öne çıkanları ise şunlardır.
Terzizade Konağı
Terzizade Saadettin Bey Konağı, Cumhuriyet Caddesi’nde
ve Ebubekir Camii karşısındadır. Atatürk’ün Havran’a geldiği sırada
misafir edildiği konak Saadettin Bey’in babası Hacı Ahmet Efendi tarafından
yaptırılmıştır. İki katlı ahşap konağın şu anda Edremit Körfezi içerisinde
malzeme ve sanat eseri olarak bir benzeri yoktur. Yapının “Cümle Kapısı”
üzerindeki yaprak motifi güzel bir örnektir. Kaynaklarda yapının ortadaki
büyük bölümünün haremlik, batısının selamlık olduğu, doğusunda ise
yazıhanelerin bulunduğu belirtilmiştir.
Hocazade Abdurrahim Bey’in Evi
Cami-i Kebir Mahallesinde, Dumlupınar Caddesi’nde
bulunan neo klasik üsluptaki bu ev, özellikle pencerelerdeki palmet
yaprağı motifi ile ve kapının kenarındaki üzüm salkımı, lale, vazo
kabartması ile kemerinde yar alan kilit taşının üzerindeki palmet
motifle kemerdeki ters çevrilmiş palmet yaprakları şeklindeki silmeli
kabartması ile ilginçtir. Zemin kat kesme taştan, birinci ve ikinci
kat ile asma asma kat tuğladan inşa edilmiştir. Yapı, karşıdan bakıldığında
asimetrik bir görüntüye sahiptir.
Şu anki binanın yerinde, daha eskiden bir yangın sonucunda yok olan
28 odalı ahşap konak mevcut imiş. 1900’lü yılların başında Midillili
ustalar tarafından yapılan yapının tüm malzemeleri de Midilli’den
getirilmiş.
Fahri Bey’in Evi
Cami-i Kebir mahallesi’nde, Dumlupınar Caddesi’ndeki
çeşmenin yanında bulunan iki katlı ahşap ev Zarbalızade Fahri Bey’e
aittir. Ahşap yapı, kaynaklara göre daha büyük bir konağın ayakta
kalan parçasıdır. İkinci katı üç kısımlı cumba olarak yapılmıştır.
Merkezde yer alan yarım daire şeklindeki cumbasıyla dikkat çekmektedir.
Üst katı ahşap olan evin, yanındaki taş çeşmenin üzerinde ay ve yıldız
motifleri bulunmaktadır...
|