Say 35


Say 36


Say 37


Say 38


Say 39


Say 40


Say 41


Say 42

 



HAVRAN
EVLERİ
OSMANLININ
GİZLİ
HAZİNESİ

 


Haber: Arkeolog Nihat GÜVEN
Fotoğraflar: Turhan SİLCAN


         21.yüzyıl başındaki Havran, kentleşme adına hızla betona gömülüyor. Modernsizim adına kendimizi kaptırmış olduğumuz beton mağaralarda yaşama çılgınlığımız şu anda Edremit Körfezi’ndeki en yoğun ayakta kalan 18.yy ve 19.yy Türk yapılaşmasını teker teker yok ediyor. Havran’ın elindeki hazineyi görmesi ve sahip çıkması gerekiyor. Sadece Cumhuriyet Caddesi’nin etrafındaki sokaklarda halen ayakta olan onlarca eski ev var. Bir de bunlara 19.yy içinde inşa edilmiş olan ticarethaneler ve fabrika binaları eklenince bölgedeki kültür varlığı açısından Havran önemli bir örnek haline geliyor.
     Dedelerimizin bir zamanlar çocukları ve onların evlatlarıyla birlikte yaşadığı, bizim artık tarihi romanlarda okuyabileceğimiz ahşap ve kerpiçten inşa edilmiş cumbalı evler; ikinci katlarındaki yaşama alanlarıyla ve avlunun etrafındaki ağılları, depoları ile zamanın tüm zorlamalarına rağmen çatlaklarıyla ve yer yer dökülmüş sıvalarıyla içlerindeki yeni konuklarına barınak oluyor.
11.yy’dan beri Anadolu topraklarında gelişimini gösteren, 15.ve 16.yüzyıllarda zirve noktaya ulaşan Anadolu Türk ev mimarisinin bölgede kalmış olan bu temsilcileri, içlerinde keşfedilmeyi bekleyen bir dünya barındırıyorlar. Bunların öne çıkanları ise şunlardır.
     Terzizade Konağı
     Terzizade Saadettin Bey Konağı, Cumhuriyet Caddesi’nde ve Ebubekir Camii karşısındadır. Atatürk’ün Havran’a geldiği sırada misafir edildiği konak Saadettin Bey’in babası Hacı Ahmet Efendi tarafından yaptırılmıştır. İki katlı ahşap konağın şu anda Edremit Körfezi içerisinde malzeme ve sanat eseri olarak bir benzeri yoktur. Yapının “Cümle Kapısı” üzerindeki yaprak motifi güzel bir örnektir. Kaynaklarda yapının ortadaki büyük bölümünün haremlik, batısının selamlık olduğu, doğusunda ise yazıhanelerin bulunduğu belirtilmiştir.
     Hocazade Abdurrahim Bey’in Evi
     Cami-i Kebir Mahallesinde, Dumlupınar Caddesi’nde bulunan neo klasik üsluptaki bu ev, özellikle pencerelerdeki palmet yaprağı motifi ile ve kapının kenarındaki üzüm salkımı, lale, vazo kabartması ile kemerinde yar alan kilit taşının üzerindeki palmet motifle kemerdeki ters çevrilmiş palmet yaprakları şeklindeki silmeli kabartması ile ilginçtir. Zemin kat kesme taştan, birinci ve ikinci kat ile asma asma kat tuğladan inşa edilmiştir. Yapı, karşıdan bakıldığında asimetrik bir görüntüye sahiptir.
Şu anki binanın yerinde, daha eskiden bir yangın sonucunda yok olan 28 odalı ahşap konak mevcut imiş. 1900’lü yılların başında Midillili ustalar tarafından yapılan yapının tüm malzemeleri de Midilli’den getirilmiş.
      Fahri Bey’in Evi
    Cami-i Kebir mahallesi’nde, Dumlupınar Caddesi’ndeki çeşmenin yanında bulunan iki katlı ahşap ev Zarbalızade Fahri Bey’e aittir. Ahşap yapı, kaynaklara göre daha büyük bir konağın ayakta kalan parçasıdır. İkinci katı üç kısımlı cumba olarak yapılmıştır. Merkezde yer alan yarım daire şeklindeki cumbasıyla dikkat çekmektedir. Üst katı ahşap olan evin, yanındaki taş çeşmenin üzerinde ay ve yıldız motifleri bulunmaktadır.
..

 

 





RADYO ZEYTİN
101.5




ZEYTİN DERGİSİ
Sayı 35 ( Ocak 2005 )